Unutkanlık Nedenleri
Bu içerik nasıl hazırlandı? İçerik, alanında uzman yazarlar tarafından hazırlanmış, güncel iş kanunu ve saha deneyimine göre incelenmiştir.

Unutkanlık Kimlerde Yaşanır?
İnsan beyni inanılmaz bir kapasiteye sahip. En küçük bir anıyı, ezberlediğin bir telefon numarasını, yıllar önce duyduğun bir şarkıyı saklayabiliyor. Unutkanlık bazı günler en basit şeyleri bile hatırlamakta zorlamaya neden olur. Editör iş ilanlarını inceleyerek ayrıntılara dikkat gerektiren meslekleri keşfedebilirsin.
Unutkanlık hafıza sorunları çoğu zaman bir hastalığın değil, günlük alışkanlıkların sonucudur. Tam zamanlı iş ilanları için iş arayanlara sık sık sorduğumuzda da görüyoruz. Dikkat dağınıklığı, özgüven eksikliği ve tekrar alışkanlığı olmayan kişiler iş hayatında ve özel yaşamda unutkanlıktan yakınıyor. Kötü hafızanın arkasındaki nedenler aslında fark edilebilir ve değiştirilebilir.
Dikkat Dağınıklığı Hafızayı Nasıl Etkiler?
Beyin bir bilgiyi kalıcı olarak depolayabilmek için önce o bilgiye odaklanman gerekir. Dikkat etmeden geçirilen bir an, buğulu bir cama yazılmış yazı gibidir. Unutkanlık bir süre sonra iz bile bırakmaz. Odaklanma gücü zayıf olan insanlar bilgileri yüzeysel olarak işler ve kısa sürede unutur.
Telefona bakarak ders çalışmak, aynı anda birden fazla işle uğraşmak, zihin başka yerdeyken biriyle konuşmak, bunların hepsi dikkat dağınıklığına neden olur. Ama asıl sorun bu alışkanlıkların kalıcı hale gelmesidir. Dikkatini bir noktada toplamayı öğrenen kişiler, aynı bilgiyi çok daha kolay hatırlayabilir.
Özgüven Eksikliği Belleği Zayıflatır mı?
Zaten unutacağım diye düşünen biri, bilgiyi zihnine yerleştirme çabası göstermez. Bu bir kısır döngüdür. Hafızasına güvenmeyen kişi dikkat harcamaz, dikkat harcamadığı için gerçekten unutur ve böylece inancı pekişir.
Öz güven geliştikçe hafıza da güçlenir. Bu soyut bir teselli değil, araştırmalarla desteklenen bir bağlantıdır. Kendine hatırlayabilirim diyebilmek, beynin bilgiyi işleme biçimini değiştirir.
Önemsemediğin Bilgileri Neden Unutursun?
Beyin kaynak tasarrufu yapar. Unutkanlık, önemsiz gördüğü bilgileri arka plana iter. Bir toplantıda aktarılan ve beni ilgilendirmez diye geçiştirilen bir bilgi, büyük ihtimalle 24 saat içinde silinir.
Çözüm basit ama uygulamak disiplin ister. Bilgiye bir anlam yükle. Bu bana ne zaman lazım olur diye sor. Anlam ve bağlam kurulduğunda beyin bilgiyi tutmak için çok daha fazla çaba gösterir.
Tekrar Etmezsen Hafıza Dayanmaz
Bir kez öğrenmek yetmez. Hermann Ebbinghaus'un 19. yüzyılda ortaya koyduğu unutma eğrisi hala geçerlidir öğrenilen bir bilginin büyük kısmı ilk 24 saat içinde yok olur. Tekrar etmeden öğrenmek, kuma yazı yazmak gibidir.
Aralıklı tekrar yöntemi bu noktada işe yarar. Öğrendikten sonra 1 gün, 3 gün, 1 hafta ve 1 ay arayla tekrarlamak, bilgiyi uzun süreli belleğe taşır. Not almak, sesli anlatmak veya başkasına öğretmek de tekrarın etkili biçimleridir.
Bilgiyi Doğru Kaydetmemek
Bazen sorun unutkanlık değil, hiç doğru kaydetmemektir. Unutkanlık için bilgiyi ezberleyerek değil, anlayarak öğrenmek çok daha kalıcı sonuç verir. Ayrıca görsel, işitsel ve yazılı kanalları birlikte kullanmak, bilginin beyinde birden fazla iz bırakmasını sağlar.
Zihin haritaları, bağlantı kurma teknikleri, sesli okuma ya da elle not alma bu nedenle tercih edilir. Hangisi sana daha iyi geliyorsa onu kullan. Yeter ki bilgi yüzeysel geçmesin.
Unutkanlık Hakkında
Zayıf bir hafıza çoğu zaman değiştirilemez bir kader değildir. Dikkat eksikliği, özgüven sorunu, tekrar alışkanlığı olmamak ve bilgiyi yüzeysel geçmek, hepsinin üzerinde çalışılabilir. Küçük ama tutarlı değişiklikler belleği ciddi ölçüde güçlendirebilir. İş hayatında ve özel yaşamda daha iyi bir hafızaya sahip olmak istiyorsan, başlangıç noktası bu alışkanlıkları fark etmektir. Kariyer gelişimine destek olacak daha fazla içerik ve iş fırsatları için isbul.net'i ziyaret edebilirsin.
Sıkça Sorulan Sorular

Editör
Merhaba, ben Aynur Topal. Editör olarak içerik üretimi, metin düzenleme, imla ve dil bilgisi kontrolleri konusunda özenli ve titiz bir şekilde çalışma üretiyorum.
Bu yazı hakkında ne düşünüyorsun?
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Neslihan Kor
Merhaba, ben Neslihan Kor. Ben de kendi adıma bir başarı hikayesi yazdım. Her şey her genç mezun ya da stajyer gibi benim için de büyük umutlar ama aynı zamanda devasa belirsizliklerle başladı. İzmir’de, Türkiye’nin kendi sektöründe öncü ve parmakla gösterilen firmalarından birinde İnsan Kaynakları asistanı olarak zorunlu stajıma kabul edildiğimde dünyalar benim olmuştu. Ancak bu heyecan, bir başarı hikayesi yazmak yerine kısa süre sonra yerini yoğun bir gelecek kaygısına bıraktı. Bir yandan İzmir iş ilanları bölümüne bakıp sektördeki hareketliği takip ediyordum. Stajımın son günleri yaklaştıkça, her sabah yataktan kalktığımda zihnimde yankılanan tek bir soru vardı: "Peki, yarın ne olacak?"

Yapabilirim Çünkü Kendime Güveniyorum
Son dönemde iş ilanlarına göz gezdirdiyseniz, firmaların artık sadece teknik donanım veya klasikleşmiş "dış görünümüne özen göstermek" gibi kriterlerle yetinmediğini fark etmişsinizdir. Hemen hemen her ilanın satır arasında şu ifade karşımıza çıkıyor: "Yüksek öz güven sahibi, kendine güvenen takım arkadaşları aranıyor." İş ararken öz güveninizin yeterli olması önemli bir belirleyicidir. Her şeyden önce incelediğiniz ilanlardaki şartları yerine getireceğinize dair kendinizi ikna etmelisiniz. Özellikle insanlarla sürekli iletişim halinde olunan pozisyonlarda yüksek öz güven büyük önem taşır. Satış iş ilanlarını inceleyerek iletişim becerilerinizi kullanabileceğiniz ve kendinizi geliştirebileceğiniz fırsatları değerlendirebilirsiniz. Ofis elemanı ilanları da ofis ortamında çalışarak öz güven geliştirmek adına genel iş başlangıcı için uygun. Peki, iş dünyasının peşinden koştuğu bu öz güven tam olarak nedir ve neden bu kadar hayati bir öneme sahip?

Öz Güven Eksikliğini Gidermenin Püf Noktaları
Öz güven eksikliği, iş hayatında sosyal psikolojinin etkisi düşünüldüğünde çok daha geniş bir tablo ortaya koyar. Bazen toplantıda söz almakta zorlanmak olarak karşına çıkar, bazen bir fırsatı hep sonraya bırakmak olarak. Özgüven eksikliği nasıl giderilir sorusu da tam bu noktada anlam kazanıyor. Çünkü doğru adımlar atıldığında bu tablo gerçekten değişebilir.