İçeriğe geç

Türkiye'de Kaybolan Meslekler: Unutulmaya Yüz Tutan İşler

İnceleyenisbul.net Editöryal Ekibi
Yayınlanma
Güncelleme
Okuma süresi4 dk

Bu içerik nasıl hazırlandı? İçerik, alanında uzman yazarlar tarafından hazırlanmış, güncel iş kanunu ve saha deneyimine göre incelenmiştir.

Turkiye'de Kaybolan Meslekler: Unutulmaya Yuz Tutan Isler

Türkiye'de kaybolan meslekler arasında kalaycılık, hallaçlık, nalbantlık, arzuhalcilik, mürettiplik ve sakalık gibi bir zamanlar her mahallede ya da çarşıda karşılaşılan işler bulunur. Bu mesleklerin çoğu tamamen yok olmadı; ama hazır üretim, yeni teknolojiler ve değişen yaşam alışkanlıkları yüzünden yapanların sayısı birkaç ustaya kadar indi.

Aşağıda kaybolan meslekleri tek tek ele alıyor, her biri için ne iş yapıldığını ve neden azaldığını anlatıyoruz. Bazılarının bugün farklı bir biçimde sürdüğünü, bazılarınınsa yalnız müzelerde ve anılarda kaldığını göreceksiniz.

El emeğine dayanan kaybolan meslekler

Kalaycı

Kalaycı, bakır kapların iç yüzeyini ince bir kalay tabakasıyla kaplayarak yemeğin bakıra doğrudan değmesini önler. Bakır tencere ve kazanların düzenli aralıklarla kalaylanması gerektiği için kalaycılar eskiden mahalle mahalle dolaşırdı. Paslanmaz çelik ve yapışmaz tencereler mutfağa girince bu ihtiyaç büyük ölçüde ortadan kalktı.

Hallaç

Hallaç, yorgan ve yatak yapımında kullanılan yünü ya da pamuğu, hallaç yayı denen aletle kabartıp açardı. Hazır yatak ve yorganın yaygınlaşması, yün işlemenin makineye geçmesiyle birlikte bu meslek neredeyse yalnız geleneksel yorgancı dükkânlarında yaşıyor.

Nalbant

Nalbant at, katır ve eşek gibi hayvanların ayağına nal çakar. Ulaşımda ve tarlada hayvan gücünün yerini motorlu araçlar alınca nalbantların işi azaldı. Meslek bugün daha çok binicilik ve at yarışı çevrelerinde sürüyor.

Semerci ve saraç

Semerci yük hayvanlarının sırtına konan semeri, saraç ise eyer, koşum takımı gibi deri eşyaları yapardı. Hayvanla taşımacılık azalınca semercilik büyük ölçüde sona erdi. Saraçlık ise deri çanta, kemer ve aksesuar üretimine yönelerek dönüştü.

Değirmenci

Su ya da rüzgâr gücüyle çalışan değirmenlerde köylünün getirdiği buğdayı una çeviren değirmenciler, un fabrikalarının yaygınlaşmasıyla birlikte azaldı. Ayakta kalan eski değirmenlerin bir kısmı bugün turistik ya da kültürel mekân olarak korunuyor.

Teknolojinin yerini aldığı meslekler

Bu gruptaki kaybolan meslekler, yeni bir aracın eski bir becerinin yerini aldığı örneklerdir. Aynı değişim yeni işler de doğurdu; bunların hangilerinin öne çıktığını gelecekte çok kazandıracak meslekler rehberinde bulabilirsiniz.

Arzuhalci

Arzuhalci, okuma yazma bilmeyen ya da resmî yazışmadan çekinen vatandaşlar için dilekçe yazan kişidir. Adliye ve hükümet binalarının önünde, daktilonun başında müşteri beklerlerdi. Okuma yazma oranının artması, bilgisayar ve e-Devlet üzerinden yapılan başvurular bu mesleği küçülttü.

Daktilograf

Daktilograf, yazışmaları ve belgeleri daktiloyla hızlı ve hatasız yazan çalışandı; resmî dairelerde ve yazıhanelerde ayrı bir kadro olarak çalışırdı. Bilgisayarla birlikte metin yazmak herkesin yaptığı bir işe dönüştü.

Mürettip

Mürettip, matbaada kurşun harfleri tek tek dizerek basılacak sayfayı hazırlardı. Bilgisayarda yapılan dizgi ve ofset baskı yaygınlaşınca bu el işi yerini sayfa tasarımına bıraktı.

Telefon santral memuru

Otomatik santraller kurulmadan önce telefon görüşmeleri, santraldeki memurun kabloları elle bağlamasıyla kurulurdu. Santrallerin otomatiğe geçmesi bu işi ortadan kaldırdı.

Sinema makinisti ve karanlık oda çalışanı

Sinema makinisti, film makaralarını gösterim makinesine takıp gösterimi yönetirdi. Fotoğrafçılıkta da filmler karanlık odada banyo edilip basılırdı. Dijital gösterim ve dijital fotoğraf makineleri bu iki işin büyük bölümünü gereksiz kıldı.

Gündelik hayattan çekilen meslekler

Saka, sırtındaki kırba ya da hayvan arabasındaki fıçılarla çeşmeden evlere su taşıyan kişiydi; şehirlere şebeke suyu gelince bu meslek tarihe karıştı. Çerçi ise köy köy dolaşıp iğne, iplik, düğme gibi tuhafiye ürünleri satardı. Yolların ve ulaşımın gelişmesi, köylere ve kasabalara dükkânların açılmasıyla çerçilik de unutuldu.

Bu iki örnek, kaybolan meslekler listesinin yalnız teknolojiyle değil, şehirleşmeyle ve altyapıyla da şekillendiğini gösterir.

Meslekler neden kaybolur?

Kaybolan mesleklerin ortak noktası, karşıladıkları ihtiyacın ya ortadan kalkması ya da daha ucuz ve hızlı bir yolla karşılanmasıdır. Şebeke suyu sakanın, otomatik santral santral memurunun işini doğrudan bitirdi; hazır yorgan ise hallacın işini yavaş yavaş azalttı.

İkinci etken alışkanlıklardır. Bakır kap kullanımı azaldıkça kalaycıya, at arabası azaldıkça nalbanta duyulan ihtiyaç da azaldı. Üçüncü etken usta çırak ilişkisinin kopmasıdır: geliri düşen bir işi gençler öğrenmek istemeyince, ustası kalmayan meslek de kaybolur.

Geleneksel meslekleri yaşatma çabaları

Türkiye, UNESCO'nun 2003'te kabul ettiği Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi'ne 2006'da taraf oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu çerçevede iki ulusal envanter tutuyor: Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri ve Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri. Geleneksel bir zanaatı ustalıkla sürdüren ve çırak yetiştiren kişiler bu envantere alınarak tanınıyor ve ödüllendiriliyor.

Halk eğitim merkezlerinde açılan el sanatları kursları, bazı belediyelerin zanaat atölyeleri ve tarihî çarşılarda ayakta kalan ustalar da kaybolan meslekler için önemli bir kayıt işlevi görüyor. Bu ustaların yanında çalışmak, bilgiyi kitaptan değil elden ele aktarmanın hâlâ en sağlam yolu.

Değişen işler, yeni meslekler

Bir mesleğin azalması, onun yerine yeni işler doğmadığı anlamına gelmez. Mürettiplikten sayfa tasarımına, daktilograflıktan ofis yönetimine geçiş, aynı ihtiyacın farklı becerilerle karşılandığını gösterir. Kaybolan mesleklerin ustaları da çoğu zaman bilgisini yeni işe taşıyarak yoluna devam etti; saraçlığın deri aksesuara dönüşmesi bunun iyi bir örneğidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kesin bir liste vermek mümkün değil, ama tarihteki örnekler bir eğilim gösteriyor: tekrar eden, kurala bağlı ve tek bir araca dayanan işler, o aracın yerini yeni bir teknoloji aldığında hızla daralıyor. Bu yüzden yalnız veri girişi ya da rutin belge işleme gibi görevlerden oluşan işler daha kırılgandır. İnsan ilişkisi, yerinde fiziksel müdahale ve karar verme gerektiren işler ise değişime daha dayanıklıdır.

Evet. Kaybolan meslekler arasında sayılan kalaycılık, saraçlık, yorgancılık gibi zanaatlar hâlâ yaşayan ustaların yanında çırak olarak öğrenilebilir. Halk eğitim merkezlerinde zaman zaman geleneksel el sanatları kursları açılıyor; bazı belediyeler de zanaat atölyeleri düzenliyor. Bulunduğunuz ildeki halk eğitim merkezinin kurs duyurularını ve tarihî çarşılardaki ustaları takip etmek, bu becerilere ulaşmanın en pratik yoludur.

Yaşayan İnsan Hazinesi, somut olmayan kültürel mirasın bir unsurunu yeniden üretmek ve yorumlamak için gereken bilgi ve beceriye yüksek düzeyde sahip olan kişiye verilen unvandır. Türkiye'de bu kişiler Kültür ve Turizm Bakanlığının tuttuğu Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri'ne alınır. Envanterde karagöz, ebru, hat ve çeşitli geleneksel el sanatları alanlarından ustalar yer alır.
Onaylı uzman

Editör

15 yıllık kurumsal deneyimin ardından çalışan bağlılığı, kurum kültürü ve yönetsel gelişim alanlarına odaklanan Uğur Selamcı, şirketlere profesyonel destek sunmaktadır. Seminerler, online etkinlikler ve podcast yayınlarının yanı sıra kişisel blogunda ve İsbul.net bloglarında yazdığı içeriklerle bilgi ve deneyimlerini paylaşmaktadır.

15+
Yıl İK deneyimi
203+
Yayınlanmış yazı

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsun?

Yorumlar

1000

En az 3 karakter. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.

Yorumlar yükleniyor...

Paylaş: