İstihdam Sorunu Giderek Büyüyor!
Bu içerik nasıl hazırlandı? İçerik, alanında uzman yazarlar tarafından hazırlanmış, güncel iş kanunu ve saha deneyimine göre incelenmiştir.

Küresel İşsizlik Neden Bu Kadar Artıyor?
2015 yılında dünya genelinde işsiz sayısı 197 milyona ulaştı. Bu rakam, küresel kriz öncesine göre 27 milyon fazla. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) "Küresel İstihdam ve Sosyal Görünüm 2016" raporu, bu tabloyu hem sayılarla hem de bölgesel kırılımlarla ortaya koyuyor. Eğer bu rakamlara önümüzdeki yıllarda üniversiteden mezun olacak milyonlarca genci eklersen, tablo daha da ağırlaşıyor. Türkiye de bu durumun dışında değil; işsizlik oranları yıllarca tek hanede seyrederken bir dönem çift haneye çıktı.
Peki bu artışın arkasında ne var? Rapor birkaç farklı faktöre işaret ediyor. İşgücü haberleri ve küresel ekonomik gelişmeler takip edildiğinde görülen şu: Büyüme yavaşlıyor, ticaret hacmi geriliyor ve gelişmekte olan ülkeler bu sarsıntıya karşı oldukça savunmasız kalıyor. Ama sadece istatistik meselesi değil bu. Asıl sorun, yaratılan işlerin büyük bölümünün kalitesiz ve kırılgan olması.
Gelişmekte Olan Ekonomiler Neden Daha Fazla Etkileniyor?
Küresel büyümedeki yavaşlamanın en belirgin izlerini gelişmekte olan ülkelerde görmek mümkün. Çin, son yıllarda belirgin biçimde yavaşlayan bir ekonomik performans sergiledi. Brezilya ve Rusya ise durgunlukla boğuştu. Bu üç ekonomi, küresel büyümenin lokomotifi sayılırdı. Üçünün aynı anda frene basması, zincirin tüm halkalarını etkiledi.
Bir de şu var: küresel ticaret, uzun yıllar boyunca dünya ekonomisinin iki katı hızda büyüdü. Bu oran küresel büyümeyle aynı seviyeye, hatta altına düştüğünde alarm zilleri çalıyor demektir. Ticaretteki bu yavaşlama, iş dünyasının yatırım kararlarını olumsuz etkiliyor; yeni istihdam açılmıyor, var olanlar ise daralıyor. Part time iş ilanları gibi alternatif çalışma biçimlerine olan ilgi bu süreçte artıyor; ama bu ilanların büyük kısmı kalıcı bir çözüm sunmuyor.
197 Milyon Kişi İşsiz, Peki Çalışanlar Ne Durumda?
Küresel işsizlik rakamı çarpıcı ama asıl dikkat çeken başka bir veri var: Çalışanların önemli bir bölümü de yoksulluk sınırının altında yaşıyor. ILO raporu, gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerdeki aşırı ya da orta derecede yoksulların yaklaşık üçte birinin aslında bir işi olduğunu gösteriyor.
Bu işler kırılgan nitelikte. Zaman zaman sosyal güvencesiz, bazen ücretsiz ya da yarı zamanlı. Kırılgan istihdam kapsamındaki çalışan sayısı 1,5 milyar; yani toplam istihdamın yüzde 46'sı. Çalışmak tek başına yoksulluktan çıkmak anlamına gelmiyor artık. Bu durum, kaliteli iş yaratmanın işsizlik rakamlarını düşürmek kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Günlük 2 Dolarla Yaşam Mümkün Mü?
Rapor, gelişmekte olan dünyanın yüzde 36'sından fazlasının günlük 2,10 dolardan az kazanarak geçimini sağladığını ortaya koyuyor. Bu insanların önemli bir kısmının tarımda çalıştığını da eklemek gerekiyor. 43 ülkedeki verilere göre tarımda çalışanların dörtte biri aşırı yoksulluk içinde; sanayide bu oran yüzde 12, hizmet sektöründe ise yüzde 7.
2030 yılına kadar aşırı ve orta derecede yoksulluğun ortadan kaldırılması için yılda 600 milyar dolar gerektiği hesaplanıyor. Bu rakam, sorunu ne ölçüde yapısal bir mesele olduğunu açıkça gösteriyor. Üniversite eğitimi almak ya da bir işe girmek tek başına yeterli değil; çünkü iş piyasasının sunduğu fırsatların kalitesi de belirleyici. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde üniversite bölümleri arasında yapılan tercihlerin de bu tabloda payı var; eğitim ile işgücü piyasası arasındaki uyumsuzluk küresel ölçekte tartışılan bir sorun haline geldi.
İşsizlik Artmaya Devam Edecek Mi?
ILO tahminlerine göre 2016 yılında küresel işsizlik yaklaşık 2,3 milyon; 2017'de ise 1,1 milyon daha artacak. Artışın büyük bölümü yükselen ekonomilerde gerçekleşmesi bekleniyor. Zayıf ekonomik büyüme ve yetersiz kaliteli istihdam, yoksulluğun azaltılmasını zorlaştırıyor.
ILO raporunun en sert uyarısı şu: Mevcut politikalar değişmezse, son on yılda yoksullukla mücadelede elde edilen kazanımlar tersine dönebilir. Gelişmekte olan ülkeler, dışarıdan gelen herhangi bir şoka yeterince hazırlıklı değil. Ekonomik kırılganlık büyüdükçe, sanayi ve hizmet sektöründe istihdam daralıyor; tarımda ise zaten ciddi bir yoksulluk mevcut.
Küresel İşsizliğin Türkiye'ye Yansımaları
Türkiye bu tablodan bağımsız değil. Küresel ekonomik yavaşlama ve ticaret hacmindeki daralma, ihracata dayalı sektörleri doğrudan etkiliyor. İşsizlik rakamları çift haneye çıktığında, en çok etkilenenler genç ve yeni mezun kesim oluyor. Hem iş arayanlara hem de işverenlere düşen görev, bu koşullarda daha esnek ve sürdürülebilir çözümler üretmek.
Açıkçası, küresel işsizlik yalnızca rakamların sorunu değil. Arkasında her biri farklı bir hikayesi olan milyonlarca insan var. Kalitesiz istihdamın kıskacındaki çalışanlar, güvencesiz işlerde tutunan aileler ve diploma aldıktan sonra iş bulamayan gençler. Bu tabloyu değiştirmek için yalnızca büyüme hızını artırmak yetmiyor; istihdam kalitesine da odaklanmak gerekiyor.
Veriler Ne Anlama Geliyor?
ILO'nun bulguları, işgücü piyasasındaki sorunun çok katmanlı olduğunu gösteriyor. Küresel büyümedeki yavaşlama, kırılgan istihdam ve süregelen yoksulluk birbirini besleyen bir döngü oluşturuyor. Bu döngüyü kırmak için hem küresel hem de ulusal düzeyde politika değişikliğine ihtiyaç var. isbul.net'te Türkiye'deki iş ilanlarını ve işgücü piyasasına dair güncel içerikleri takip edebilirsin.
Sıkça Sorulan Sorular

Editör
Sera Erdağı kariyer, iş dünyası, meslek rehberleri ve çalışma hayatı üzerine içerikler üretmektedir. İş arama süreçlerinden profesyonel gelişime, sektör analizlerinden meslek tanıtımlarına kadar farklı alanlarda araştırma temelli ve kullanıcı odaklı içerikler hazırlamaktadır. SEO uyumlu içerik üretimi ve dijital yayıncılık alanında aktif olarak çalışmalarını sürdürmekte; güncel, anlaşılır ve fayda odaklı içerikleriyle okuyuculara kariyer yolculuklarında rehberlik etmeyi amaçlamaktadır.
Uzmanlık Alanları
Bu yazı hakkında ne düşünüyorsun?
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...


