İş ve Özel Yaşamı Ayırabilmek

Tüm insanların olduğu gibi yaşamımızı sürdürebilmek, temel ihtiyaçlarımızı giderebilmek için çalışıp para kazanmak zorunluluğumuz vardır. Çağın koşulları gözlendiğinde, çalışma saatlerinin yoğunluğu kazanılan para ile her zaman eş değer de ilerlemez. Ülke ekonomisinin içerisinde bulunduğu durumlar göz önüne alındığında çoğu zaman sevdiği işi yapma şansı da insanın elinde olmaz. Yaşam birçok handikaba rağmen yine de devam eder. Uzun eğitim süreçlerinden sonra kafamıza göre bir iş bulduğumuzda içimizdeki başarı azmi ile birlikte çok çalışıp çabalayıp bir an önce yükselme amaçlarını güderiz. Bu düşünceler ile birlikte iş saatleri dışında çalışmak hayatımızı bir şekilde işgal etmeye başlar. Gelişen teknolojik ilerlemeler, mobil ağlar, öyle ki her yerde iş ile bağlantılı olmamıza neden olur. Çalışmak ve azim kavramları çok değerli unsurlar olsa da her şey zamanlama ile kıymetlendirir. Hayat birçok alandan oluşur. Tek başına iş olmadığı gibi tek başına özel ve diğer yaşam unsurlarını da içermez. Belirli bir denge kurmaksızın hayatımızda ağırlık verdiğimiz alan zamanla bize zarar vermeye başlar.

Sabah kalkıp milyonlarca insanın yaptığı gibi işe koyuluruz. Günün büyük kısmını iş yerimizde geçiririz. Geriye kalan zaman bizim nefes almamız, yeniden odaklanıp dinlenmek için fırsat yaratmamız için elimizde kalır. Bu zamanları sırf iş düşünerek ya da işle meşgul olarak geçirirsek kendimizden bir şey kalmaz. Zamanla psikolojik ve bedensel olarak çöküşe uğrarız. Denge yaşamın özüdür. Bir alana fazlalıkla eğilmek diğer yaşam alanlarında çektiğimiz sıkıntıları yok sayma yoludur. Örneğin özel yaşamlarımızda mutsuz ve yalnızsak, iş yaşamına deli gibi tutunmak ve bir şey düşünmeksizin iş ile yatıp kalmak, sorunlarımızı yok saymak, anlık üzüntülerden kaçış sağlar fakat zamanla çok daha büyük çöküşlere sebebiyet verir. Tam tersi durumda, iş yerimizde ve çalışma hayatından memnun değilsek aşırı eğlence düşkünlüğü, çalışma yaşamından uzaklaşmak, bize kısa vadede zevkler verebilir lakin iş hayatımızı oldukça derinden etkileyerek işsizliğe kadar götürecek sorunlarla baş başa kalmamıza neden olabilir. Yaşam bir terazi gibi dengede kalmak zorundadır. Terazinin bir gözüne koyulan ağırlık diğer haznenin dibe çökmesine neden olur. Hayatımızda böyle bir sorun ile karşı karşıya kalmamak için ağırlıkları eşit derecede dağıtmalıyız.

Hayatın her alanında sorunluluğunu aldığımız, kontrolü kendi elimizde tuttuğumuz kısımlarda denge ve başarı elde ederiz. Hayatımızı kısımlara ayırarak yaşanılacak sorunların önüne geçebiliriz. Farkındalık bizi her aşamada geliştirecek bir unsurdur. Farkındalık sahibi bir insan olarak kendimizi bir akışın içine teslim etmek yerine elimizden geldiğince hayatımızı şekillendirmeliyiz. Özellikle her şey iş değildir bunu kendimize benimsetmeli güzellikleri o ölçüde hayatlarımıza eklemeliyiz. İş harici sevdiğimiz bir aktivite ile ilgilenmek; geçirdiğimiz süreden bağımsız olarak bizi kafamızın içinden çıkarır. Motivasyonumuzu yükselterek, hayata daha pozitif bakmamızı sağlar. Sevdiğimiz insanlara zaman ayırmak; hayatımızda bizi özel ve değerli hissettiren insanlar çevremizde oldukça her sorunla daha kolay başa çıkmamızı sağlayacak güç içimizden çıkıverir. Hayatın engelleri ve darbeleri karşısında kolay kolay yıkılmayız.

Bilmemiz gereken şudur; hayat bize sırf gül bahçeleri vaat etmez. Dikenler de yollarımıza döşenmiştir. Fakat hep dikenlerin olmadığı gibi daimi güllerle de çevrili değildir. Yaşam yolu içerisinde düşüşleri ve yükselişleri olağan görüp, yaşadığımız süreçlerin geçici olduğunun farkına vardığımızda yüklerimiz hafifler. İçimizde daima devam edecek şevki ve gücü buluruz. Yaşam uzun mesafede koşmaktır. Nefesimizi hoyrat harcayıp yarı yolda kalmamak için farkındalıkla hareket etmeli, dengeli bir yaşamı kendi emeklerimizle inşa etmeliyiz.