Hurdacılıktan Antika krallığına…

Gerçek bir başarı hikayesi…15 yıl boyunca çöpten topladıklarını satarak geçinen Fevzi Tepe, şimdilerde İstanbul’un 2 önemli lüks semtinde antika dükkânı işletiyor.

Mardin’de doğan Fevzi Tepe (45) küçük yaşlarda maddi imkansızlıklar nedeniyle ailesi ile birlikte İzmir’e göç etmiş. İzmir’de de tutunamayan ve daha sonra İstanbul’a göç etmek zorunda kalan Tepe, 15 yıl boyunca çöpten topladıklarını bit pazarında satarak geçimini sağlamaya çalıştı.

HURDACILIKTAN LÜKS SEMTLERE…

Çöplerden topladığı kâğıt, cam, plastik ve demir gibi malzemeleri satarak İstanbul’da yaşama tutunmaya çalışan Tepe, bulduğu ve değerli gördüğü eşyaları da Kadıköy’de bulunan antika dükkanlarına satmaya başlamış. Her geçen gün daha azimli ve daha kararlı bir şekilde çalışan Tepe’nin kazancı gün geçtikçe artmış. Tepe, topladığı hurdaları ve antika eşyaları satarak elde ettiği gelirle ilk dükkanını 1998’de, ikinci dükkanını da 2001 yılında açtı. Şu sıralar İstanbul’da Kadıköy’de ve Nişantaşı’nda antika dükkânı işletiyor.

"SERMAYEM YOKTU, CESARETLE BU İŞE BAŞLADIM’’

İstanbul'a geldikten sonra çöpleri karıştırarak ve hurda toplayarak geçimini sağlamaya çalıştığını belirten Tepe’nin başarı hikayesini onun ağzından dinleyelim;

"Bu işe çöp toplayarak başladım. Çöpten bulduklarımı Kadıköy'deki bit pazarına götürüp satıyordum. Böylece hurdacılıktan antikacılığa dönüştürdüm işimi. Şimdi 16 yıldır hem Nişantaşı'nda hem de Kadıköy'deki dükkanlarımda bu işi sürdürüyorum. İlk dükkanımı 1998'de Hasanpaşa Mahallesi'nde açtım. Sonra 2001'de Kadıköy'deki bir pasajda dükkân sahibi oldum. Birkaç ay sonra Kadıköy'de antikacıların çok olduğu sokakta 6 katlı bir plaza tuttum. Yıllarca yaptığım çöpçülük ve hurdacılıktan ötürü herkes beni tanımıştı. Sermayem yoktu, minibüsümü sattım ve edindiğim tecrübe ve cesaretle bu işe koyuldum. Veresiye vermeyenler dahi bana mal verdi.

‘ÇÖPÜN EZİYETİ ÇOKTU’

Çöpün eziyeti çoktu. 50-60 kilogram ağırlığındaki çöpleri bazen Maltepe'den Kadıköy'e getirdiğim oluyordu. Bir antikacı sürekli daha iyisini hedeflemeli. Mesela elimde Osman Hamdi'nin bir eseri var. Bit pazarında 17 bin dolar vererek almıştım. O kişinin ise o eseri bin 500 dolara aldığını biliyorum. Şu anda milyon dolar teklif edildiği halde vermiyorum. İyi bir alıcı bekliyorum. İşte antikacılık böyledir. Kimisi evinde kalabalık oluşturuyor diye atıp kurtulmak istiyor, kimisi ise onu elde etmek için milyon dolar veriyor.

‘HERKESE ÖNERİYORUM’

Bu meslekte üst düzey insanlarla oturup kalkma, onlarla sohbet etme ve tecrübelerinden faydalanma şansı oluyor insanın. Ayrıca iyi kazandırıyor; bakkal dükkânı gibi değil, 3-5 ay bir şey satamazsın ama satınca da güzel satarsın. Bir de çok gezme, Türkiye ve dünyanın farklı bölgelerine gitme, oraları görme imkânı sunuyor. Onun için herkese öneriyorum.

‘5 YILDIR RESİM YAPIYORUM’

Ayrıca Tepe, antikacılığın yanı sıra 5 yılı aşkın süredir resimle de ilgilendiğini belirterek, "Antikacılıkta tabloların rağbet gördüğüne şahit oldum. Özellikle kimi ressamların eserleri iyi para ediyor. 'Bu işi yapabilirim' diyerek bir gün bol miktarda boya ve fırça aldım. Bulduğum her şeyin üstünü boyamaya başladım. Bazı tanıdık hocaların, 'Sende sanatçı ruhu var.' teşvikiyle resim yapmayı sürdürdüm. Bazen sabahlara kadar resim yaptım. O günden sonra 5 yıldır resim de yapıyorum. Resimlerim ilgi görüyor." dedi. (AA)